6°C
DERINKUYU HAVA DURUMU6°C Parçalı Bulutlu
TİL KÖYÜ MUHTARLIĞI 0384 394 70 01
Köyümüzü Canlı İzleyin

TARİHİMİZ

- +

         Kaynak: İstanbul Osmanlı Arşivi -Tolga ÇİÇEK

     Köyün kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir.Rivayetlere göre köyün,Bizans imparatorluğu zamanında var olduğu Rumlardan kalan iki kiliseden anlaşılmakladır. Yalnız adı geçen kiliseler Türkler tarafından bundan 40– 50 yıl evvel yıkılmıştır.

    Anadolu Selçuklu Devletinin kuruluşu ile burası Türkler tarafından fetih edilince Bizans Rumları da köyü terk ederek başka yerlere gitmişlerdir,Daha sonra” Derviş Uşağı” denilen bir kabile gelerek köyü yerleşmişlerdir.Derviş Uşağı kabilesinin nereden geldiği kesin bilinmemektedirler. Yalnız köyün Güney doğusundaki DOLAYHAN adındaki kervan sarayın Anadolu Selçukluları tarafından yapıldığı sıralarda, buraya gelerek yerleştikleri bilinmese de zannedilmektedir,

    Til köyü Hicri 1328 yılına kadar İncesu kazasına bağlı iken Hicri 1328 yılında köy ahalisinin girişimleri ve dilekçelerine binaen Nevşehir kazasına bağlanmışdır.Cumhuriyetin ilk yıllarında köy halkının idari ve adli işlerden dolayı İncesi ilçesine sık sık gittikleri olurdu. Daha sonra nereden geldiği bilinmeyen Nizamlar. Köseler. Arifoğulları Harı kabileleri gelerek buraya yerleştiler.Tahmini olarak zamanımızdan 200 yıl evvelde Anişoğulları ile Lomenoğulları’nın Melendiz’den, Çiftçiuşağı da Kale’den gelip yerleşmişlerdir. Sonraları Misli ve Hasakoy’dcn 3 hane Rum gelerek köye yerleşmişlerdir.Daha sonraları da çeşitli yerden yine Rumlar gelerek köyün Rum nüfusunu arttırmışlardır. 20-30 haneyi buları Rumlar istiklal Savaşından sonra Yunanlılarla yapılan mübadele ile köyü terketmişler. Onların yerine Arnavutluktan göç ederek gelen Türkler buraya yerleşmişlerdir Bu kimseler köyde Arnavut ve muhacir mimlen ile anılmaktadır.

     Muhacirlerin büyük bir kısmı da 1980 yılından sonra Ekonomik şarlardan dolayı Ankara ve İzmir’e göçetmişlerdir.Köyümüzün halkı çeşitli yerlerden gelmiş, zamanla kaynaşarak bugünkü toplum meydana gelmiştir. Köy önce Rumlar sonra Türkler ve Rumlar, şimdi de kuruluşundaki Türklerle Arnavutluk’tan gelme göçmen Türkler(Muhacirler) bulunmaktadır.

Köyümüzün Til Köyü olduğu şöyle rivayet edilir:
Köy ve çevresi boş iken sadece yayladır. Buraya gelen yaylacılar köyün bulunduğu yerdeki bir kuyudan telin ucuna bağlı tulumla su çekerek koyunlarım sularlarmış. Bu yaylacı yörükler memleketlerine döndüğünde “Nerede yayladınız?'” denildiğinde Telli kuyuda diye cevap verirlermiş. Telli kuyu, zamanla yerleşme olunca ,Til köyü olarak isim değiştirmiştir, Böylece köyün ismi Til Köyü olarak anıla gelmiştir.

Huzur- ı Sami Rikab-ı Hümayuna

Devletlü fehametlü efendim hazretleri Karyemiz bulunan Til karyesi Konya vilayetinin şark sahilinden Müslim ve Gayr-i müslim yetmiş haneyi mütecaviz ve kazamız bulunan Kayseri sancağı İncesu kazası on sekiz saat mesafede kain bir kariye olub ahaliyi müteamiz ise bilcümle tekalif-i emiriye de hiçbir güne tesamüm ve talil gösterilmeyerek kemahiye hakkiha ifa oluna hamke de edilse de şu devr-i meşruyiyette her kimesnenin  hukuka riayet edileceği ve bu babda devr-i devran muamelatından tevki edilmek ve bu babda ahali-yi müteamizin istirahati cihetine matuf bulunmağa mevasim-i şitayede(kış mevsimi) uzun arazide kaza-i mezbure gidilmek bütün müşkülatı da’imi bir mesele olub ve bazı güne esna-i tarikte kış günlerinde şıtanın tesiriyle telef-i nüfus vaki olduğu müşahade edilmiş ve mahiyette kaza ve mezkurla kariyemiz arası bir takım sazlıktan ibaret ve umur ve mu’alatın cereyanı sıhhatten mesariye ayıran ahalimiz bin müşkilata tesadüf edip işbu su’ubaatın izaliyesi için kariyemize yakın mesafe olan dört saat mesafede kain Nevşehir kazasına kariyemiz olduğundan tabi olduğumuz İncesu kazasından Nevşehir kazasına ilhak bulunmamız siyakatından işbu arize-i  rakib-i ferikamız taktim pişgah sadaret penahileridir. Ol babda emr-u ferman efendimiz hazretlerinindir.

ÖZET: Konya vilayetine bağlı olan Til Köyünde ki halkın bağlı bulundukları İncesu ilçesine gidiş gelişlerde özellikle kış şartlarında zor durumda kaldıkları bu yüzden Nevşehir’e bağlanma taleplerini padişaha iletmeleri. Bu talebe imza atan köy halkının reisleri aşağıda ki gibidir.

Til kariye muhtarı Kara İsmail

Kerimoğlu Halil

Kerimoğlu Süleyman

Kerimoğlu Dursun

Çiftçioğlu İbrahim

Mehmed Ali Çavuş

Numanoğlu Numan

Nizamoğlu İsmail

Çiftçioğlu Yusuf

Nizamoğlu Yusuf

Arifoğlu Arif

Arifoğlu Cuma

Sakallı oğlu Necip

Nizam oğlu Süleyman

Halil oğlu Mehmed Ali

Çiftçi oğlu Ali

Köse oğlu Mustafa

Anik oğlu Nebi

Anik oğlu Osman..

COĞRAFİ DURUM- SOSYAL YAŞANTI

KÖYDE Kİ TARİHİ BİNALAR:

Kervansaray (Dolayhan) :Selçuklular tarafından yaptırılmıştır. Bugün için bir kısmı yıkılmış durumdadır.
Rumlar’a ait İlkokul: (Üsgülya): Rumlar tarafından 1903 yılında yaptırılmıştır.Bugün ise ev sahipleri tarafından ardiya olarak kulllanılmatadır.

Kilise:Dolayhan yakınlarında bulunan kilise Rumlardan kalmışdır.Esasında kilise ile Hanın yapısına ve yakınlığına bakılırsa Dolayhan’ın Selçuklular dönemine ait değil de Rumlar dönemine ait olduğu tezi de ağırlık basmaktadır.

Eski Cami:Bugün için kullanılmamaktadır.
Yeraltı Şehri:Kimler tarafından yapılığı bilinmemektedir.Fakat herkes de bilmektedir ki Köydeki yer altı şehrinin uzunluğu ve yapısı çevrede ki yer altı şehirlerinden daha farklı ve büyüktür.Maalesef Turizme açılmayınca buralar önce patates depoları olarak kullanılmaya başlanmış,sonra da yavaş yavaş giriş ağızları toprakla doldurulmuştur.

Manay: Manay köyün ortasında bulunan yine yapımı çok eskilere dayanan sonradan yığma tepedir.1980yılından sonra yapılan köydeki ağaçlandırma kampanyası sırasında Manay tepesi de ağaçlandırılmaya çalışılmıştır.Bu sırada bu tepenin esasında çok eski bir ecnebi mezarlık olduğu ortaya çıkmıştır.Ağaçlandırma çalışmaları gereği tepeye su çıkarılmış ve zamanla tepenin ortasında göçmeler ortaya çıkmıştır.Manay tepesi,köye hakim bir noktada yapılmıştır.1980 yıllara kadar Tv lerin ve teknolojinin fazla olmadığı zamanlarda burası köyün gençlerinin en gözde yeriydi.25 sene önce dikilen çamlarla biraz daha güzel bir konuma kavuşan tepe Köyün ileriki yıllarda bir mesire ve piknik alanını olacaktır.

Kaynak:www.tilkoyu.com ve İstanbul Osmanlı Arşivi