hata, tarayıcınızda Java desteği yok.. java indirmek için http://www.java.com/tr/download/windows_ie.jsp


                         

Necati Aslan'ın Şiir Çalışması
 

                                           Ankara'da TBMM de memur olarak çalışan Rahmetli Hamza Aslan'ın oğlu Necati Aslan kardeşimiz yıllardan beri sürdürdüğü şiir çalışmalarını Kitap haline getirme aşamasına getirdiğini büyük bir heyecan ve sevinçle öğrenmiş bulunmaktayız.Biz de kendi şiirlerinden bir kaç tane isteyip sitemizde yayınlamak istedik sağ olsunlar bizleri kırmadı ve Til köyümüz ile ilgili bir çok şiir gönderdi sitemize.Şiirlerin okuduğumuz zaman  gerçek bir köy aşığının yazmış olduğunu görüyoruz.Hattı zatında bu güzel şiirler için bizim yorum yapmamız bile yanlış olur kanaatindeyiz.Ama hayran kaldığımızı ve heyecanlandığımızı söylemeden de geçemiyeceğiz.

                               Kıymetli hemşerimize bu güzel ve sanatsal değeri olan çalışmalarından ötürü kutlarken Kitabını sabırsızlıkla beklediğimiz de tekrar belirtir  başarılarının da devamını dileriz.

GÜRBETTE ÖLÜRSEM

 

Bir büyük taş diki verin başucuma

Sakın ola heyecanla bakmasılar yoluma

Her şeyimi gurbette bıraktım sıla uğruna

Ölürsem büyük bir taş diki verin başucuma

Ne kadar içmek isterdim dolay hanın suyunu

Sanmayın ki gurbette unuttum hasret denen huyumu

Hasretle kazdım TİL köyüme özlem kuyumu

Bir gün ölürsem bir büyük taş dikiverin başucuma

 

Nasılda özledim manay tepesini serin rüzgarını

Ben,bilir ben çekerim TİL köyüm senin hasretini

Ne çabuk dolaşırdım köy içini dolay hanını

Gurbette solanın ustanın harıma kazın mezarını

Gelemedim TİL köyüm gurbet oldu mekanım

Gurbette çok çabuk geldi çattı hazanım

Dileğim uzaktan fark edilsin ölürsem mezarım

Gurbette koymayın büyük bir taş dikin başucuma

Necati, yim cansız bedenimi dört karışık suyla yıkayın

Bu sözlerim vasiyetimdir sakın ha hafife almayın

Aşağı, yukarı çeşme köy suyu dolay han sakın unutmayın

Baş ucuma uzunca bir taş dikin beni hatırlayın

 

12-13//06/2007 Salı Çarşamba

 
KALMADI GİTTİ AĞAM

Hani nerede benlik taslayan başlar
Ben güçlüyüm deyip ben ben diyen ağalar
Olanlar bir yana bağlar bile viran kaldılar.
Alçak gönüllü ol ev bark, mal mülk burada kaldılar.

Nice gönüller kırıldı hakları sizde kaldı.
Bak şu eve de arı gibi gireni çıkanı vardı.
Anaları babaları gittiler evleri viran kaldı.
Yalan derler dünyaya insanlar gitti o kaldı.

Sivri tepesine bak hala kıyam duruyor.
Koca dağ beşik olmuş köyümüzü ağlatmadan avutuyor.
Bu olanlar burada siz yoksunuz, sen yoksun ağam.
Her şey yerli yerinde duruyor, bak kalmadı mı?

Köyüme şöyle aşağıdan yukarı baktım.
Nice çınarlar devrilmiş yerlerini tarümar gördüm.
Benim için de dünya vardı, baktım halime güldüm.
Her şey yalan gitti de dünya oldu yerine kalan.

Manay tepesi güzellik iyilik dolsun gönüllerin hepsi.
Yoksa şu yalan dünyanın yok bir vefası.
Kimileri ağa, kimileri paşa idi onlarda toprak oldu hepsi.
Onlar gittiler bizim bizim dediklerimiz burada kalmadı mı.
Sonunda sen de gittin ağam akibetin böyle olmadı mı?


21/06/2006
Necati Aslan

 

NE DESEM

Köyümün karşısında Sevir

Arkasında koca dağ

Kalbimi örmüş bir ağ

Bunu çözene ne desem bilmem

 

Manayın güneyinde evimiz

Çok şirindir bizim köyümüz

Dikkat edin ha kızlar biz Til Köylüyüz

Bizi tanıyana ne desem bilmem

 

Asvalttan gelir geçeriz

Dolayhan dan su içeriz

Gönlümüz dilerse kız severiz

Bizi sevene ne desem bilmem

 

Güvercinler havada uçar

Bizim köyde kızlar binde bir kaçar

Çeğizin olmasa ise ağzına ........

Bize küfür edene ne desem bilmem

22/10/1982 cuma

 

 

    O ECELDEN

 

Ne zaman mutlu oldum desem

Ecel korkusu vardı içimde

Cebimde olsa da bol param

Alamam diye seni korkuyordum ecelden

Tiryakisi olmuşum varlığının

İnsaf et gösterme yokluğunu

 

Arayıp seni nerede bulurum

Razıyım seni ecele kadar aramaya

Sonbahar geçti arkasından kış

Laleler soldu hicran doldu bu bekleyiş

Anıyorum seni hep uzun gecelerde

Nerede nasıl ne halde diye gel artık

 

Tel teldi siyah saçların

İlleri dokundurma beyaz tenine

Laler sokayım kömür göz siyah saçına

 

Koru onu bana sakla benimsin benim

Öyle seven gözlerle

Yaralamasaydın sende beni

Üzüp hicrana boğdun beni

Faydası olmaz çaresi olmaz sensiz

Hasret özlem sardı gel merak ettirme gel

Nerde ne halde diye ağlatma beni

02/11/1983 çarşamba

 

            SILA DEYİNCE

 

la deyince akla neler gelir

Onu ancak ondan uzak olan bilir

la dört harfin değil özlemden olur

Bunu ancak özlemi ile yanlar ölenler bilir

 

Nevşehir nedir taşla topraktan başka

Ama manevi yönden öyle değil iş aşkta

runda ölenler var candan sevenler var

Annem canım babam denilenler var

 

Vatan nedir sıla nedir sevilmeyince

Anne nedir baba nedir hürmet edilmeyince

Can nedir canan nedir cana sarılmayınca

la hiçtir köyüm vatanım ilim var deyemeyince

 

Necati içini döktü yazdı

Sinesi taş oldu hasreti özlemi sevgiyi ona kazdı

Bunları yazdığında mevsim yazdı

Bende kış oldu hazan oldu burası sılam olmayınca

08/06/1988

 

 

MEMLEKETİM

 

Memleketim özledim arzuladım

Ilık esen rüzgarını tozunu

Yağan karını yağmurunu çamurunu

Özledim memleketim köyüm seni

 

Güneş bir başka doğuyor köyümde

Hep seninleyim rüyalarımda düşümde

İçimi derin bir sevgi kaplar benimde

Sana köyüm gideceğim dediğimde

 

Her hatıram sende saklı sen bilirsin

Benim beşiğimsin beni sen büyüttün

Sana gelince canlanır hatıralarım

Yeniden doğar çocuk olurum sana gelince

 

Aşığınım senin canım Til köyüm

Kimse bilmez senin kıymetini çünkü gurbette deyiler

Her köşesini bana sor manayını dolayhanını

Ben bilirim senin ancak kıymetini köyüm

 

Belki deli derler Necati sana

zma deselerde neresi özlenir buranın

Anam, babam, arkadaşlarım, halam

Her şeyim sende özledim seni Til köyüm

03/05/1995 çarşamba

 

NECATİ  ASLAN

 

Neyin var güvenilecek yalan dünya

Ecelin gölge gibi peşimizde her an

Canımız ha çıktı ha çıkacak

Ama yinede yok bizden sana kalacak dertten gali

Titreti titreti yedin geleceğimi erittin bedenimi

İyi yönün yok itiraz bile edemem ne diyeyim

 

lamakla geçti en güzel günlerim

Saadet denen mutluluğu tadamadım             

Leylaya bile yar olamadın yalan dünya

Anlatamadım daha bir türlü nice dertlerim var

Ne yapayımda yaranayım yalan dünya senin yalanına

 

Ne kadar tatlısın güzel gözlüm

Emelim mesut etmek gayem bu

Coşkulu neşeli görmektir benim gayem

Laleler gibi açasın solmayasın gönlüme dolasın

Anlın açık bahtın açık mutluluk bizim olsun

 

lamak nedir bilmeyesin hep gülesin

Sevdayı aşkı mutluluğu hep bizim bilelim

Laleyi gülü sümbülü yüzümüzde görelim

Ancak böyle olur mutluluk bunu bilelim

Nedir ki şu yalancı dünya hayat tatlı, tatlı, tatlı gülelim

10/06/2002 Necati

                                                                             

 

L KÖYÜM

 

Yine bastı içime bir gam köyüm benim

lıyorum yine gamlandım köyüm benim

Köyümün büyük dağı var siyah taştan

Köyümü andıkçı kesiliyorum yemekten aştan

 

şününce duygulanır gönlüm buğulanır gözüm

Sana değil dostum bu sözlerim gönlüme

Bende hemen gitsem köyüme köyüm benim

Dolayhanımın soğuktur suyu içilmezmi

 

Dörde bölünmüş mahalle mahalle köyüm benim

Aşağa mahalle yukarı mahalle orta mahalle uzun say diye

Bak saydım dört mahalle tatlı köyüm benim

Hasreti içimde büyük benim

 

Neşelenince çıkıyorsun manayın tepesine

Benden selam köyümün köylümün hepsine

Nefesime nefes katar çıkıversem hanın tepesine

Yaşarım mazilerimi yeniden şad olur gönlüm benim

 

Bak şu sivri tepesi yağmurlu kışlı günüm

Her köşesinde anım mazım vardır, köyüm benim

sadan Til köyü demişler ta önceden adına

Ben doyamadım gün geçtikçe hüzün basıyor içime

Banamı herkesemi doyamadım köyüm sana Til köyüm

29/06/2002 cumartesi

 

BABA

 

Baba güvenin cesaretin adı

Onun ne şekerde ne balda var tadı

Sensin çocukların ailenin dayanağı tutanagı

Sen bir başkasın canım baba

 

Ne zamanki bir iş yapsam sana gelirim

Duygulanıp neşelensem seni ararım

Baba dedikçe canlanır hayat bulurum

Sen çok yücesin aydınlatan gecemsin

 

Doymadım unutmadım unutamam

Gideli tam on beş sene oldu

Hasretin çok derin boş duruyor yerin

Babam babam en yüce atam

 

Sen olsaydın şimdi yanımda

Sana dayanır sana güvenirdim baba

Torunların seni sen torunlarını tadardın baba

Toprağın bol makamın cennet olsun baba

11/11/2003 salı

 

                                                                  

SELVİ BOYLUM

 

Seni büyüttüm boyumu tuttun oğul

Bizi üzme sana bağladık ümit oğul

Sanmaki tuttum boyumu yaşın denk değil

Çok çalış hep kazan selvi boylu oğul

 

Sen kocaman olsanda boyumu aşsanda

Gözümde sen hep çocuksun olsanda paşa oğul

Senin neşendir selvi boyun gülen yüzün oğul

Gül yüzüm tatlı aşım ağrısız başım oğul

 

Bizim emeğimizi boşa çıkarma oğul

Hayat pınar sen testi, testini doldur oğul